İlk toplantıya katılmayan taraf, ücretin tamamını ödeyecek

İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ender Demir, yeni yılla birlikte tarafların mahkemelere gitmeden önce arabulucuya başvurmasının zorunlu olduğunu söyledi

İlk toplantıya katılmayan taraf, ücretin tamamını ödeyecek

Demir, geçerli bir mazereti olmaksızın arabulucu ile yapılan ilk toplantıya katılmayan işçi ya da işverenin davada tamamen veya kısmen haklı çıksa dahi yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağı uyarısını yaptı. 

İşçi-işveren davalarında yeni bir dönem başladı. Yeni yılla birlikte yürürlüğe giren İş Mahkemeleri Kanunu'na göre taraflar artık dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunda. Yeni uygulama ile başvurular ilk olarak arabuluculuk bürolarına yapılacak.
 
Arabuluculuk süreci en az bir ay sürecek

Arabulucunun, başvuruyu üç hafta içinde sonuca bağlayacağını dile getiren İKÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Demir, "Bu süre en fazla bir hafta uzatılabilecek.  Arabulucuya başvuruda ücret ödenmeyecek. Anlaşma sağlanırsa ücret tutara göre belirlenecek. İlk toplantıya katılmayan taraf, haklı da olsa yargılama giderlerinin tamamından sorumlu olacak. İşe iade davaları için arabulucuya 30 gün içinde başvurmak gerekiyor. Arabulucuda uzlaşma sağlanamazsa dava açılabilecek. Uzlaşma olursa bundan vazgeçilemeyecek" dedi.
 
Arabulucuya başvuru zorunlu; Anlaşma sağlanması zorunlu değil

Hukuk Fakültesi mezunu olan, mesleğinde en az beş yıllık kıdemi bulunan, Adalet Bakanlığı'nca yapılan yazılı ve uygulamalı sınavda başarılı olan kişilerin 'arabulucu' olarak görev yapabileceğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Ender Demir, "1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe giren yasa hükmüne göre, tarafların arabulucuya başvurması zorunludur. Tarafların arabulucuya başvurmaksızın doğrudan mahkemeye gitmesi halinde dava usulden reddedilecektir. Arabulucuya başvuru zorunlu; anlaşma sağlanması zorunlu değil. Diğer bir ifade ile arabuluculuk aşamasında anlaşamayan taraflar hak kaybı yaşamadan yargı yoluna başvurabilecek" diye konuştu.

Arabulucu ücretini kim ödeyecek

Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları halinde, arabuluculuk ücretinin, 'Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi'ne göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanacağını aktaran Yrd. Doç. Dr. Demir, şunları söyledi:
"Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşamamaları halinde, iki saatten az süren görüşmeler bakımından ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları halinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanacak. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılacak."

İlk toplantıya katılmayan taraf, ücretin tamamını ödeyecek

Geçerli bir mazereti olmaksızın arabulucu ile yapılan ilk toplantıya katılmayan taraf, davada tamamen veya kısmen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulacağını belirten Yrd. Doç. Dr. Ender Demir, "Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmeyecek. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılacak" dedi.
İş kazası ve meslek hastalığından doğan alacaklarda arabulucuya başvurulmaz

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, kötü niyet tazminatı, ayrımcılık tazminatı, sendikal tazminat, ücret ve fazla mesai alacakları, işverenin alacakları ile işe iade gibi uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurulmasının zorunlu olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Demir şunları ekledi: "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemediği iş kazası ile meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat alacakları bakımından arabulucuya başvurulması mümkün değildir. Bu alacaklar bakımından, doğrudan yargı yoluna başvurulması gerekmektedir" şeklinde konuştu.

Arabulucuya başvurusu süresi ne kadar?

İşe iade davaları bakımından, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulması gerektiğini dile getiren Yrd. Doç. Dr. Ender Demir, "Diğer alacaklar bakımından ise kanuni zamanaşımı süresi içinde arabulucuya başvurulması aranmakta. Son yasal düzenleme ile birlikte, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti,  kötü niyet tazminatı ve ayrımcılık tazminatı bakımından zamanaşımı süresinin beş yıla düşürüldüğünü hatırlatmakta fayda var" dedi.

Arabuluculuğun olumlu ve olumsuz yönleri

Arabuluculuk gibi alternatif çözüm yollarının, ağır iş yükü bulunan mahkemelerin rahat bir nefes alması bakımından önemli bir umut kaynağı olarak görüldüğünü kaydeden Yrd. Doç. Dr. Demir, şunları söyledi:

"Yargının ağır iş yükünün ve buna bağlı olarak yargılama süresinin makul bir sürenin çok üstünde olması, birçok kimsenin uzun yıllar haklarından mahrum kalmasına yol açtığı ve yine bununla birlikte uzun yargı sürecini göze alamayan birçok kimsenin de dava yoluna başvurmadığı görülmektedir. Bu nedenle arabuluculuk kurumunun bahsedilen bu hastalıklı sürecin iyileştirilmesi için bir fırsat olduğu ileri sürülmektedir. Bu kapsamda arabuluculuk kurumu ile birlikte, taraflar uzun yıllar alan yargılama sürecini beklemeksizin haklarına daha makul bir sürede kavuşma imkânı elde edecek. Birbirleriyle konuşarak, anlaşarak, helalleşerek ayrılan taraflar, ileride yeniden bir araya gelebilir. Diğer bir ifade ile arabuluculuk vasıtasıyla kavga ve gürültüden uzak, gönül bağları kopmaksızın uyuşmazlıklarını çözen tarafların tekrar bir araya gelmesi daha kolay olacaktır."

Arabuluculuk kötüye kullanılabilir

Arabuluculuğun yargılama sürecini uzatacağını dile getiren Yrd. Doç. Dr. Demir,  "Tarafların arabuluculuk sürecinde anlaşamaması halinde, yargılama süreci uzayacak ve ek yargılama giderleri ortaya çıkacak.Tarafların eşit pozisyonda bulunmadığı iş hukuku gibi alanlarda, güçlü olan taraf, diğer tarafın bilgi ve tecrübe eksikliğinden faydalanabilir. Bu itibarla arabulucuların görevlerini Arabuluculuk Daire Başkanlığı'nca belirlenen etik kurallar çerçevesinde gerçekleştirmesi büyük önem arz edecektir" dedi.

"Yargının iş yükü arabulucularla değil, yeni kurulacak mahkemelerle hafifletilmeli" diyen Yrd. Doç. Dr. Demir,  "Arabuluculuk kurumu ile yargı yükünün hafifletilmesi yerine; yargı yükünün yeni kurulacak mahkemeler eliyle hafifletilmesinin, gerek ülkemizin ve gerekse iş hukukunun yapısına daha uygun olacağı ve buna bağlı olarak daha sağlıklı sonuçların elde edileceği ileri sürülmektedir" şeklinde konuştu.

DHA

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER